İbrahim Sadri - Ant Sözleri
Bütün azalarını harbe çağır
Sofran açılsın
Elin şehit ballarından alsın
Saraylar damlar yeniden kurulsun
Ağaçlar altından akan nehre
Dal çık günde bin kere
Ve gecelerde
Omuzbaşlarını denetleyen defterlerden
Yalnız sağdaki kalsın
Kalem yazsın yazsın
Küheylan bir aşık ol
Öyle yalvar ki ellerin rahmet balyalasın
Kaslar şehit dalgaları
Ve haykıran kan
Başlasın vuslat gününü toprağa
Başlasın hatırlatmaya denize kumsalını
Şimdi üzgünüz arkadaş
Yolumuza çıkmayın üzgünüz
Hava çok hoş denizin tuttuğu yerler derin
Konuş şimdi zaman hiç geriledi mi
Hava çok hoş kuşların tuttuğu yerler berrak
KonuÅŸ ÅŸimdi daveti duydun mu
Bir gece uyandın ki ellerin başaklarda
Konuş şimdi açık ağzına
O gül yaprağı konan şehidi gördün mü
Çoktan hayretler dondu kaldı bağlar ovalar
KonuÅŸ ÅŸimdi bekliyor mu
Yalınayak çocukları ağacında buğday
Hava çok hoş
İnsanın tuttuğu yerler azar azar
Kalbin zengin davetleriyle oynar
Çocuklar o anda çok yakında
Bakarsın bir aşk sayhasında
Yaslanırlar güzel anaların kollarına
Hava çok hoş
Başın tutuğu idrak yanımızda
Adamlarımız yiğit kadınlarımız hamarat
Çocuklarımız dolu bilinç harmanı
Köpeklerse sayılı
Elimizde cahiliye dönemi sonrası bir pala
Kavmiyetçilik etme dedik ucu kırılır
Kırıldı da
Şimdi severim Türkmen’i Peştum’u
Onarılmış gerilmiş bileylenmiş
Ve doğramakta düşmanı
Aynı bayrak altında yaşanan sevda
Isın gökyüzü ısın
Çocukları kavrulmuş kadınlar
Yeniden hamarat yeniden gebe
Bunlar gübre insan değil
Gömlekleri çelik zırh
Öyle bir çalgı çaldılar ki
Seslerin çağırıp koyunlara bile koyduğu
Zehirli gaz rüyaları
Anaları şaşkın çocukların
Üç beş yaştakilerin yüzleri
Harp yarası harp yanığı
Ama öpülmekte
Okşanmakta yanakları
Hangisi hangisine mübadil
Dünya bu olamazdı
Hangisi özne, hangisi edilmiş
GelinmiÅŸ bilinmemiÅŸ
YaÄŸmur peyder pey kar tane
Gamzem oyuyor düşüncemi
Kime eşitim nasıl nerdeyim
Gamlanmaktayım
Hayır bir tereddüttü geçti
Füsun bu karada madeni
İsyan muannit mösyö sevinçli
Mister menmun ağa yarı tok
Köylü sarı yaprak millet üzgün
Hani denge kuracaktık
Batının kızıl ulusları
Bindokuzyüzseksen
Kölelik yapmak istemiyorum
Nur kahveniz yıldızlarınız şapkanız
Buyrun unutmuş olmalısınız
Dehanız şerefiniz
Buyrun cep feneriniz
Buyrun boynumuzdaki halkaya tutunun
Ve semirin
Hani dengeler kuracaktın
Hani çağdaş uygarlıklardan tutunacaktın
Hayır batının ulusları kızıllarla kırışık
Bindokuzyüzseksen bay batıya şuna buna
Cennetlik yapmak istemiyorum
Çevir tarihi çevir bindortyüzbir
Bu kafa ne zaman köreldi
Çalınanlar siren besteleri
İmdatlarla düşün
Bu anne asla merhamet dışında
Gözleri nemli olmamıştı
Hayır batının ulusları
Yıl birdokuzyüzseksen değil bindürtyüz bir
Fakat beşyüzyetmişdokuz yıl geçmiş değil
Ne bir karışıklık var
Ne bir dev rüya görmüş değil
Kıraç bir yamacı
Bir ekspres kıymıklıyor gibi
Tünellere ses basılmış değil
Elbette bunlar deÄŸil
Yazmaktan çektiğim yalnızlık da değil
Bahsi kapatalım ve yatalım için de değil
Hiçbir şey değil, hiç biri değil
Anlatabildik mi arkadaÅŸ acaba
Körebe bitti duvarı kaldır at
Haydi zemini düzledik
Altyapısını kurduk savaşın
Dikil yanına ellerimizde birer çakıl taşı
Onlarla dikilelim karşı karşıya
Yüzlerimizin kefen örtülerini
Yırtalım baştan başa
Görünsün berrak içi
Derisi yüzülmüş kan gibi yüzlerimizin
Bu harp baÅŸka
Kim diyorsa ki batılarla başınız bir taşta
Cellatlarla aynı kaptan yiyoruz
Aynı kirli hava aynı kafa
Ayağımızın bordurumunda
Hayır arkadaş
Bu hesap bambaÅŸka
Ne son aylardayın ne bu son gün
Sanki dünya bir tek
Kaldırıp vuracağın gürze gebe
Gözleri yumuşak, yüzü yorgun
BileÄŸi sert toprak
Sanma ki harp derdinden geçtim
Düşünme ki dökeceğim kanlar hunhar
Derimin altında ne belalar baygın
Bir devlet taşıyorum başımda
Bu ev bana dayanmaz
Çöker kızıllar kuduran inleri dünyanın
Arkadaş şimdi yalnız savaş